Christian Bau malzemeye sadık ama sınırları zorlayan yaklaşımıyla gastronomide kalıcı bir denge noktasını işaret ediyor. Malzemeye saygı, her tabakta açıkça hissediliyor.
Dünyanın farklı yerlerinden, en iyi üreticilerden temin edilen ürünler hem doğal tatlarını koruyacak hem de farklı açılardan yorumlanacak biçimde kullanılıyor. Bau’nun mutfağında malzeme asla dekoratif bir unsur değil. Aksine tatlı, asit, umami ve yağ dengesinde kurulan kurgunun temel taşı. Bu bağlamda çeşitlilik sadece Fransız ya da Japon mutfağına atıflarla sınırlı değil. Fermentasyon tekniklerinden Asya dokunuşlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Her tabak malzemenin özünü bozmadan, onun en yüksek potansiyelini ortaya çıkarma çabasıyla hazırlanıyor.
Servis anlayışı da bu yaklaşımı destekliyor. Önceki yıllardaki aşırı resmiyet yerini daha samimi, bilgili ve empatik bir sunuma bırakmış durumda. Sommelier’den servis ekibine kadar herkes deneyimi zenginleştiren bir rol üstleniyor. Bau’nun motivasyonu ise tabaklarda net biçimde okunabiliyor. Kompleksiteye kapılmadan lezzetler arasında kusursuz bir denge yaratma arzusu. Tabaklamalar estetik ve ölçülü, göz alıcı ama gösterişten uzak. Sonuç olarak Victor’s Fine Dining gastronominin güncel dünya listelerinin aksine eğilimlerini körü körüne takip eden değil, onları rafine edip kalıcı bir dengeye oturtan bir mutfak anlayışının örneği.